BEYAZ BASTON GÜVENLİK GÜNÜ
Görme engelli insanlar 20. Yüzyılın başına kadar baston ve
benzeri araçları kendileri için bir yol gösterici ve kılavuz olarak kullana
gelmişlerdir.
1921 yılında Bristol'lü fotoğrafçı James Biggis geçirdiği kaza sonucu görme
yeteneğini kaybeder ve çevredeki trafikte daha iyi fark edilebilmek için
bastonunu beyaza boyar. Beyaz bastonun öyküsü böylece başlamış olur.
1931 yılında Fransız Guilly d'Herbemont görme engelli bireyler için beyaz
baston hareketi başlatır. 15 Ekim 1962 günü ise ABD Başkanı Lyndon Johnson
bugünü "Dünya Beyaz Baston Güvenlik Günü" olarak ilan eder. Bu
girişim bütün ülkelerde kabul görür ve 15 Ekim günü Dünya Beyaz Baston Günü olarak
kabul edilir.
Beyaz Baston görme engelli insanlar için bağımsız, özgür birey olmanın,
sosyalleşmenin, toplumsal farkındalığın sembolüdür.
Evrensel bir kavram olarak engellilik temel bir insan hakları sorunudur.
Dolayısıyla bütün insanlığın ortak sorumluluğudur. Ancak ne yazık ki, günümüzde
pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de özürlü insanlarımızın özgürce, insanca
yaşamalarının, toplum içerisinde eşit vatandaşlar olarak yer alabilmelerinin ve
sosyalleşebilmelerinin önünde pek çok engeller vardır.
Anayasa'da tanımını bulan sosyal devlet ilkesinin tam anlamıyla hayata
geçebilmesi için öncelikle yerel yönetimler düzeyinde bu anlayışın
uygulanabilir olması gerekmektedir. Halka en yakın hizmet birimi olarak işlev
görmesi gereken belediyelerin sosyal devlet ilkesi çerçevesinde yerel yönetime
yansıması da "sosyal belediyecilik" anlayışıdır. Ancak maalesef
belediyelerimizin çoğu bu anlayıştan, duyarlılıktan çok uzaktadır.
Kentlerin, sosyal alanların engelsizleştirilmesi için çıkartılan 5378 sayılı
Özürlüler Yasası'nın ilgili maddesinde 7 yıl önce yerel yönetimlere tanınan
süre Temmuz 2012 tarihinde dolacaktır. Neyazık ki, yerel yöneticilerimiz
konuyla ilgili yeterli, ciddi adımları atmamakta, gerekli çalışmaları
yapmamaktadırlar. Hâlbuki kentlerimizin engellerden arındırılması 9 milyon
engellinin üretime dolayısıyla da ekonomiye katkıda bulunmasını sağlayacak,
ayrıca ülkemizin dünya alternatif turizm potansiyelinden ciddi gelir elde
edetmesine yol açacaktır.
Devletin üretmesi gereken sosyal politkanın önemli boyutunu dezavantajlı
gruplara yönelik tutum ve yaklaşımları belirler. Yasama ve yürütme organlarınca
iyi niyetle çıkartılan yasalar ve yönetmelikler gerektiği gibi uygulanmadığı
sürece kağıt üstünde kalan metinler olarak hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Başta Anayasa olmak üzere yasa ve yönetmelikler de bir birine tezat oluşturan
maddeler bulunmakta, özellikle maliye ile ilgili konularda bu tür tezat
maddeler özürlü vatandaşların aleyhine yorumlanmaktadır. Örneğin Anayasa'nın
2., 10., 41. ve 42. Maddeleri sosyal devlet ilkesi çerçevesinde özürlüler
lehine cümleler içerirken, Anayasa'nın 65. Maddesi ile mali kaynak yetersizliği
gerekçe gösterilerek atılması gereken adımlar, yapılması gereken çalışmalar,
verilmesi gereken haklar ötelenmekte, yerine gitirilememektedir.
Temsili katılımcı demokrasi, evrensel insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde
bütün toplumsal kesimleri kapsamalıdır. Yeni Anayasa sürecine engellileri
temsil eden en üst sivil toplum kuruluşu olarak katılmak önceliğimizidir. Bu
temelde Anayasa yapım sürecinde özürlü haklarının güvence altına alınması için
kurumsal olarak bütün gayretimizi ortaya koyacağız.
Yeni Anayasayla güvence altına alnımış engelsiz bir ülke çağdaş özgürlükçü
demokrasinin, evrensel insan haklarının, her türlü ayrımcılığa karşı eşitliğin,
devletin insana verdiği değerin en temel göstergesi olacaktır.
Yeni Anayasa sürcinde "Engelsiz Türkiye" talebimizde değerli
basınımızın ve kamuoyumuzun 9 milyon engellinin yanında yer alacağını,
bizlerden desteklerini esirgemeyeceklerini insan hakları ve özgürlükleri adına
ümit ediyor, bekliyoruz.
Bizler, herkes için engelsiz bir Türkiye, herkesi ve her kesimi kucaklayan
millet egemenliğine dayalı, engelsiz demokratik, özgürlükçü bir Anayasa
İSTİYORUZ!
Saygılarımızla,
***
https://twitter.com/beyazayizmir
GRUP: beyazayizmir@googlegroups.com
TÜRKİYE BEYAZ AY DERNEĞİ